3-G (Üçüncü nesil) frekans ihalesi nihayet yapıldı
Yılan hikayesine dönen 3G yani üçüncü nesil mobil iletişim frekans ihalesi sonunda yapıldı. Bütün dünyada yıllar önce kullanılmaya başlanan fakat ülkemizde hükümetin bu ihaleden daha çok para kazanma isteği nedeniyle bir türlü gerçekleşemeyen 3-G frekans lisanslama ihalesi nihayet yapılmış oldu. Bilindiği gibi mobil iletişim kablosuz yolla yapılır. Bu da haberleşmenin elektro manyetik dalgalarla sağlanması anlamına gelir. Elektro manyetik dalganın frekans kullanımı ise haberleşme sistemine göre değişiklilik gösterir. Yani GSM 900 sisteminde 800-900-1700-1800 MHZ kullanılırken 3-G yani üçüncü nesil mobil iletişimde ise: 806-960 MHz, 1710-1885 MHz ve 2500-2690 olmak üzere 3 farklı frekans bant genişliği kullanılacaktır. Bunun için Telekominikasyon kurumu Türkiye için 4 farklı frekans bant genişliğini bölerek A - B - C - D tipi olmak üzere lisans tipleri tanımlamıştır. Yani frekans kullanım ihalesi farklı bant genişliğine sahip lisans tiplerine göre yapılmıştır:
A tipi lisans: 40 MHz -> Turkcell
B tipi li lisans: 35 MHz -> Vodafone
C tipi lisans : 30 MHz -> Avea
bant genişliğine sahiptir. Bu demektir ki A tipi lisansa sahibi operatör’ün bant genişliği daha çok olduğundan bu bant genişliğiyle daha çok kullanıcıya ulaşabilir olmasını göstermektedir. B tipinin bant genişliği A tipine göre daha az olduğundan daha az kullancıya hizmet sunacağı anlamına gelmektedir. Şurası asla karıştırılmamalıdır: A tipi B tipine göre daha kaliteli hizmet sunacak diye bir kural yok. Hepsi aynı kalitede hizmet verecekler fakat bant genişlikleri farklı olduğundan dolayı farklı lisans tipleri sadece hizmet sağlanacak kullanıcı sayılırında farklılık gösterecektir.
3-G yani üçüncü nesil haberleşme sisteminden biraz bahsedelim isterseniz. Ondan önce şu an kullandığımız sisteme değinelim. Şu an kullandığımız haberleşme sistemi GSM-900,1800 olarak bilinen 2G yani ikinci nesil haberleşme sistemidir. Tabi üzerine gelen yeni sürümler sayesinde (GPRS ve EGDE gibi) şu an kullandığımız sistem 2.5 G yani iki buçukuncu nesil olmaktadır. 3-G ise teknik olarak “IMT-2000″ olarak bilinmektedir. (International mobile telecommunication 2000) IMT-2000 , ITU tarafından oluşturulmuş standartları belirleyen komiteye verilen isimdir. 1999 yılında sonuçlanan çalışmalar sonucu 3-G haberleşme standardı olarak belirlenmiştir.Buradaki 2000 rakamı haberleşme frekansının 2000 MHz lerde yani 2 GHz lerde olacağını ifade eder.
3-G haberleşme sistemi çoğullama tekniği olarak CDMA kullanır. Bu teknik 2.5 G sisteminden tamamen farklı olduğundan dolayı kablosuz erişimi sağlayan istasyonaların bu sisteme uygun şekilde geliştirilmesini gerektirmiştir. Bu teknoloji teorik olarak bir kullancııya 2048 Kbps başka bir deyişle: 2 Mbps hızında erişim yapmasını sağlayacaktır. Mevcut sistemlerde yani EDGE teknolojisi ile en fazla yaklaşık olarak 250 kbps lik veri alış verişi yapılabilir olduğu göz önünde bulundurulursa bu hız , gerçek zamanlı video-ses uygulamalarının gerçekleştirilmesi için yeter durumda görünmektedir. Örnek vermek gerekirse: aynı anda video konferans yapabilme imkanına kavuşabileceğiz yani görüntülü olarak konuşabileceğiz. Ya da yüksek hızda internette dolaşabilir, hızlı şekilde müzik indirebilir hale geleceğiz. Uygulamalar çeşitlenebilir. Burda önemli olan veri alış verişini 2048 kbps de yapabilmek. Sonuçta bu veri hızı, yüksek çözünürlük ve çerçeve oranında görüntülü telefon görüşmesi yapabilmeyi mümkün hale getirecek. Örneğin artık evdeymiş gibi video sitelerinden bekleme olmadan video seyredebileceğiz.
Yalnız bu sistemi kullanmak için öncelikle kullanıcının sinyal kaynağına yakın olması gerekiyor. Yani temel istasyona (base station) kullanıcının yakın olması gerekmektedir. Neden sorusuna, şu şekilde cevap verebilirim: 3-G yüksek frekansta çalıştığından (2.5 GHz) yüksek frekanstaki işaretler yani konuşma sinyalleri mesafeye bağlı olarak zayıflarlar. Yani istasyona 200-300 metre yakınındakiler ancak bu hizmetten yararlanabilecekler. Bu mesafe sinyal gücüne göre artabilir tabi. Fakat bu durumda da operatörler belirlenmiş standart yayın gücünden farklı davranamayacaklarından; yine istasyona yakın kullanıcılar 3-G hızını kullanabilmiş olacaklardır.
Şöyle bir endişe oluşabilir: Peki istasyondan çok uzaktakiler 3-G den yararlanamayacaklar mı? Tabi yararlanacaklar fakat dediğim gibi maksimum yüksek hızlara çıkma durumu olmayacak malesef.
Bir de önemlive ihmal edilen bir durum şudur ki: 3-G teknolojisi bir alt teknolojiyi destekler nitelikte çalışacak olmasıdır. Yani 3-G geliyor diye eski telefonları atmak gibi bir durum söz konusu değil. Şu an kullandığımız sistemi 3G geldiğinde de kullanabileceğiz. Bu yüzden operatörler, her iki sistemi destekleyecek şekilde alt yapılarını ayarlayacaklar.
3G teknolojisini 2009 yazından itibaren kullanmaya başlayacağız. Şimdiden hayırlı olsun.
<-> ELEKTRONİK VE HABERLEŞME MÜHENDİSİ YILMAZ ÜRGÜN - KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ <->
Şu bağlantı’dan da faydalanabilirsiniz : tıkla



Kasım 30th, 2008 at 17:39
hocam bilgilendirme için teşekkürler
adamlar 3G yi bahane ederek pazar yaratmaya çalışıyorlar. Neymiş elimizdeki eski nesil telefonlar çalışmayacakmış da bilmeme ne. Sözümona büyük yayın kuruluşları bile atlıyor bu yeme: http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/10474296.asp?gid=229
Turkcell daha önce hazırlanmaya başlamış olsa da vodafone un know-how ı unutulmamalı, avea zaten bir garip memurcell :))
Kasım 30th, 2008 at 17:42
ayrıca süper bir yorum gözüme çarptı(özellikle 2. madde)
1- ilk olarak bu kadar hizmetin bedava olacagını düşünmüyorsunuz sanırım?her hizmetinbedeli olacaktır.
2-cep telefonlarındaki batarya teknolojisi ne kadar gelişti ki,tv seyredelim,görüntülü konuşalım?şarj aletiyle dolaşmak gerekebilir:)