Çizgifilm Nostalgia
Nisan 10, 2008 · Kategori Denemeler

Neydi o günler diyesi geliyor insanın şu genç yaşta. Ama öyle işte. Bebekliğim, çocukluğumu hep onlarla yaşadım geçirdim, başım sıkıştığımda “Gölgelerin gücü adına, güç ben de artıık” deyip gücümü tüm dünyaya haykırdığım, Yada arkadaşlarımla Voltran ekibi oluşturup, karşı mahallenin çocuklarını dövmeye gittiğim, Hatta kendimi bir süre Transformers’daki o büyük tır sandığım günler olmuştu. Arkamda römork varmışcasına hissedip yaşadığım günler…
Biraz geçmişe dönüp hayatımızın bir parçası olan o güzel çizgifilmeri hatırlamaya ne dersiniz?
- Benim favorim: He-man, o kılıcı havaya kaldırıp güç topluyor ya gölgeler şatosunda
En çok o sahneyi severdim. Bir de atılgan vardı hani, aslanvari bir yaratık, normal zamanlarda korkak olup, He-man ‘in gücüyle, vahşi bir yaratığa dönüşürdü. Ya iskeletora ne demeli
Onun gülüşüne uyuz olurdum çocukkene ama şimdi gülmekten kırılıyorum, hani bir de onun canavarları vardı o ne angut tiplerdi öyle
Bir de hep en sonunda herkes kahkaha atarak gülerdi onu hiç bir zaman anlayamadım nedense.
- Ya Voltron nasıldı. Robot aslanlar. Evrenin koruyucuları.
- Transformers : En çok şarkısı hoşuma giderdi. Robotlaşan kamyonlar.
- TMNT, Teenage Mutant Ninja Turtles, hep giriş şarkısını söylemeye çalışırdım ama bir türlü beceremezdim. Bi kaç seneden beri artık söyleyebiliyorum. Leonardo, Rafael, Mikalancelo, Donatello, Usta splinter, Şinaydır, Eprıl (April), Bibap, Raksdidi (isme gel). En çok bibap ve raksdidi hıyarlarının dayak yemesinden hoşlanırdım. Bir de teknotronda duran bi beyin ucubesi vardı. Bi robotun midesinde yaşıyordu. Onu çizende ne hayal gücü varmış bee
- Spiderman zaten efsaneydi. Bölüm bitince “to be continued..” yazısını hep merak ettiydim. Yeni bölümlerini sabırsızlıkla beklerdim.
- Power Rangers: Hayatımın utanç anları olarak hatırlayacağım bir filmdi. Hala böyle saçma bişeyi seyrettiğime inanamıyorum.
. Yalnız mahalleden bir arkadaşım: “Go, Go power rangeeers” diyeceğine “Kop,kop pavır rencıırs” derdi
- Aklıma gelen bunlar. Biliyorum daha bir sürü vardı zamanla eklerim bu başlığa.
- Osman arkadaşımın isteğiyle Kaptan Tsu-basa yı da ekliyorum: Saha koş koş bitmez. Sanki tepelik bir yerde top oynuyorlardılar. Bir de hiç anlamadığım biri koşunca diğerleri ma mal ona bakıyodular. Şut çekmesi ise ayrı bir ritüel halinde cereyan ediyordu. Top havada yarım saat yuvarlanıyordu. Tam gol oldu diyecekken, kaleci bir hamleyle topu alıyordu. Oyun sanki forvet ve kaleciler arasında geçiyordu. Ama ne olursa olsun müptelasıydık. Sezar vardı, eric vardı, bişey ikizleri vardı, bi tane kaleci vardı şapkalı, nedenese tüm kaleciler de şapkalıydı. Nedense japonya hep dünya kupası finali oynardı. Bir de salak bi defans oyuncusu vardı İşizaki diye, bir keresinde gelen topu önliyecem diye kendi kalesine atmıştı
- Aklıma bir de Cobra diye bir çizgifilm geldi şimdi, hani tek kolu silah olan bir uzay dedektifi mi ne vardı. Hatta nefes kesen bir bölümü vardı, kristal bir adamla savaşıyorken olan. Aradaım taradım, yutub da buldum o sahneyi, buyrun



Nisan 11th, 2008 at 20:45
bak seni kiniyorum yilmaz kucuk golcuyu nasil unutursun,cizgi filim yarim saatti bizim oglan kosardida kosardi filmin sonuna dogru diger ceza sahasina ulasirdi.Birde cocuklar dunyanin duz olmadigini bu cizgi filim sayesinde ogrendiler
listeye eklenmesini oneriyorum kabul edenler?
Nisan 11th, 2008 at 20:52
Nasıl unuttum ben onu ya.. Evet haklısın hemen ekliyorum.