İnternet cahilliği
İnternete kavuştuğumdan beri yani interneti yaygın olarak kullanmaya başladığım günden beri farkettim ki kitap okumayı unutur olmuşum. Bir şeyler okumaktan bahsetmiyorum. Edebi eserleri okumamaktan, edebiyattan uzaklaşmaktan bahsediyorum. Uzaklaştıkça boş bir insan olmaya başlamışım meğer farkında olmadan. İnternet sayfalarında renkli grafikler, animasyonlar arasında dolaşıp giderken okuduğum anlam yönünden değersiz yazılar-haberler-ilginçlikler-videolar-sosyal ortamlar doyurmuyormuş beni meğer yeni farkettim. Bir nevi internet zombisi olmuşum ben. Anladım ki: “teknolojiyi kullanmayı” öğrenememişiz, yada öğrenememişim. Edebiyatımı geri istiyorum arkadaş. Ben kitap okumaya gidiyorum. . .
Ne tür bir “geek” siniz?

(büyük boyutta görmek için tıkla)
Türkçe karşılığı garabet olan ingilizce kökenli “geek” kelimesinin bir çok tanımı var. Biraz araştırma yapıp şöyle tanımlar buldum:
“uğraştığı şey artık neyse bir süre sonra kendini fazla kaptırdığı için toplumsal yaşam içerisinde sıkıntılar yaşayabilir. Öte yandan geekler çoğunlukla zararsız, kendi halinde, hatta sevimli insanlardır. Sanırım kısaca, “kendisini bir şeye fazla kaptıran kişi” olarak tanımlayabiliriz. Özellikle bilgisayarın yaygınlaşmasıyla bilgisayar ve Internet geeklerinin sayısı her geçen gün arttı. Fazlasıyla kendi alanlarına özgü şeylerle uğraştıkları için çoğu zaman bu insanlar kendi küçük forumlarından, düşük hitli bloglarından kafalarını çıkarmazlar. Biraz da bu yapıları yüzünden çokca espri konusu olurlar…”
Fight Club’ın bıraktıkları
Geçen gün fight Club filmini bir daha izliyeyim dedim. Tabi arada sırada seyretmek gerek bu filmi çünkü yemek içmek kadar periyodik olarak tekrarlanması gereken bir faaliyet; bir gereklilik. Filmde beni etkileyen cümleleri not aldım o halde paylaşayım:
- sadece herşeyimizi kaybettiğimizde herşeyi yapabilecek kadar özgür oluruz
- sahip olduğun şeyler, sonunda sana sahip olur
- sen işin değilsin, sen bankadaki paran değilsin, sen sürdüğün araba değilsin,sen cüzdanın içindekiler değilsin, sen üniforman değilsin,sen dünyanın şarkı söyleyen dans eden pisliğisin
Öfke çağı: Niçin bu kadar sinirliyiz?
Siz de mutlaka fark etmişsinizdir. Gittikçe sinirli bir toplum olduk.
Günlük hayatta fiziksel şiddete başvuran insanların sayısı da hızla artıyor. Yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden biri kapı komşusuyla en az bir kere kavga etmiş durumda. Her dört sürücüden biri trafikteyken öfkesine hakim olamayıp yanlış hareketler yapıyor.
Sanki bir öfke çağında yaşıyoruz. Geçen hafta İngiltere’de süpermarket kuyruğunda beklerken çıkan bir kavgada orta yaşlı bir erkek müşteri yüzüne aldığı yumruk sonucu öldü. Bu öfke çağının hepimiz kurbanıyız ve öyle anlaşılıyor ki hepimiz aynı zamanda bunu failiyiz.
Öfke, stresli durumlarda insan ırkının gösterdiği aslında normal ve sağlıklı bir tepki. Ancak günlük yaşam içinde yükselen öfkemiz nedeniyle fiziksel şiddet kullanacak duruma gelmişsek bunun normal olduğunu artık iddia etmek mümkün değil.
Var mısın Yok musun zırvalığı
Ben böyle saçma bir yarışma programı görmedim. Hadi yayınlanıyor fakat neden milyonlarca insan kilitlenip gözünü kırpmadan izleyebiliyor anlamış değilim. Yarışmacıların yapmacık rolleri, saçma ifadeleri, kutu açanların sahte üzüntü ve sevinçleri (Çok mu acımasız oldum? ->Hayır,olmadım). Bu insanların istatistik denen bir şeyden haberleri yok mudur? gauss, poisson, Binomial olasılık dağılımlarından da mı haberleri yoktur?
Evet yok. Biliyorum.


