Yoshi: minik fare
Sibel arkadaşımızın faresi bu. Metehan besliyor bu sıralar ama. Yerinde durmuyor ama. Bu kareyi zor yakaladım. Meteyan’ın sana yem verecem şeklindeki telkinleri bile pek işe yaramadı. Hatta verdiği yemleri yutmadan yanaklarının içinde biriktiriyormuş. Vay be. aklıllı hayvan. Bu yoshi hayvanı diğer fareler gibi kocaman değil bir de rengi çok hoş. Çok eğlenceli bir yaratık. Oynaması filan güzelde bunun dışkı kokusuna filan katlanılmaz. Yok arkadaş fareniz sizin olsun. Şöyle arada baksak yeter bize. Yalnız ziya (Meteyan’ın kedisi) bunu görmesin. Kanlı kavgalar çıkabilir.
sekapark’ta sonbahar akşamı
Sekapark’ta sonbahar akşamlarının tadı inanılmaz derecede güzel. Bu aylarda Güneşin eğikliğinden dolayı günbatımı kızıllıklarının görüntüsüne doyamıyorsunuz. Hal böyle olunca, hep bakmak için anı fotoğraflamak istiyorsunuz. Öyle de yaptım. İzmit’in tüm amatör fotoğrafçıları için her nedense sonsuz kaynağı olan meşhur eğik iskeleye doğru radikal bir bakış yapayım dedim ve uzaktaki iskeleden oraya günbatımını da içeren bir kadraj oluşturdum. Silüetler pek belirgin değil ama.. Beğeninize…
Pentaxçı olmak
Pentaxçı olmayı ancak bir pentaxçı bilir diyerek gereksiz bir açıklama yapmış olsam da. Pentaxçı olmak gerçekten de çok farklı. Bir kere elinizde öyle plastik bir oyuncak hissi vermiyor kendisi.Pentax k10d’den bahsediyorum tabi. Gerçek bir SLR hissini parmaklarınızın kılcal damarlarıyla bile hissediyorsunuz. Her ne kadar ekipman sıkıntısı yaşatsada. Benim gibi amatör doğa fotoğrafçıları için en iyi alternatif. Doğal renkleri o kadar gerçekçidir ki. Can(nik)on gibi yapmacık bir his vermez :p Özellikleri o kadar çok ki, 1 seneden beri kullanmama rağmen bütün özelliklerini tam olarak öğrenemedim. Shake reduction (sarsıntı önler) özelliği vardır ki, rakipleri bu özelliği objektiflere takmış ki böylece her objektif için iki kat para veriyorusunuz. Halbuki Pentax bu işi algılayıcıya fiziksel sarsıntı önler mekanizma koyarak çözmüş. Ele oturması ve tutulabilirliğine bence rakip yok. Aynı özellikleri ve performansı! veren rakipleri 2000 USD’den başlıyor. Tek sorunu objektif ki bence sorun değil. Eskiden di onlar. Ebay denen bişey var. Al işte ordan hangisini istiyorsan. Yada sigma tamron gibi üçüncü parti objektif kullan. Bence kendi objektiflerini kullanmak daha yerinde çünkü pentax’ın optik kalitesiyle zeiss ve leica yarışıyor ki kendileri 1000 avro en ucuzu. Hem pentax su ve havaya karşı dirençli çalışıyor. Yapmur çamur dinlemez. Hem gövde hem de Objektiflerinin içi asla nem almaz. Arkadaşlar aldanmayın reklama boyaya yaygınlığa, kalite ve olay Pentax’da. Kullanmadan bilemezsiniz. Soracaksınız daha önce canon nikon kullandın mı ki böyle sallayıyorsun diye. Evet kullandım, o yüzden bu kadar iddialıyım. İyi ki varsın pentax. Ve son sözü şair müslüm gürses’ten bir şiirle bitiriyorum .
Dünya tersine dönse vazgeçmem
Gökteki güneş sönse senden vazgeçmem
Sensizlik inan ki ölümden beter
Canımdan geçerim senden vazgeçmem
Senden vazgeçmem ölsem vazgeçmem PENTAX!
safranbolu sokakları
Safranbolu’nun evlerinden çok sokaklarını ve yollarını sevdim: dar, engebeli, taşlı sokaklar. Bir de o mimari harika olan evlerle birleşince mükemmel bir kombinasyon çıkıyor ortaya. Geniş açıyla da çok güzel perspektifler elde edilebiliyor. Bu foto’da sokakta bir öğe olsaydı güzel olurdu ama, bekleyecek kadar zamanım yoktu malesef. Bi dakine inşallah.
Safran çiçeği
Safranbolu’nun isminin Safran çiçeğinden geldiğini oraya gittiğimde öğrendim. Büyük cehalet. Her çiçekte üç sarı üç de kırmızı polen varmış. Kolonyası da müthiş kokuyor. Hatta lokumlarda aroma olarak da kullanılıyormuş. Görüntüsü mükemmel. Eşsiz bir çiçek.







